Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları

Kaygı, tehdit algısına karşı verilen doğal ve işlevsel bir tepkidir. Sorun kaygının varlığı değil; gerçek bir tehlike olmadığı durumlarda da devrede kalması, şiddetinin duruma orantısız olması ve yaşamı daraltmasıdır.

Kaygı ne zaman bozukluğa dönüşür?

Kaygıyı klinik bir tabloya dönüştüren üç ölçüt vardır: süre, şiddet ve işlevselliğe etkisi. Endişe haftalarca sürüyorsa, kişinin kontrol etmekte zorlandığı bir yoğunluktaysa ve iş, okul ya da ilişkileri belirgin biçimde etkiliyorsa değerlendirme yapılması yerinde olur.

Sık görülen belirtiler

Zihinsel: Sürekli ve kontrol edilemeyen endişe, en kötüyü düşünme, karar vermekte zorlanma, dikkat dağınıklığı, zihnin sürekli meşgul olması.

Bedensel: Kas gerginliği, çarpıntı, nefes darlığı, terleme, mide-bağırsak yakınmaları, baş ağrısı, çabuk yorulma.

Davranışsal: Kaygı uyandıran durumlardan kaçınma, erteleme, sürekli güvence arama, aşırı kontrol etme, karar öncesi tekrar tekrar sorgulama.

Uyku: Uykuya dalmakta güçlük, gece boyunca uyanma, dinlenmemiş kalkma.

Kaygı bozukluklarının başlıca biçimleri

  • Yaygın anksiyete bozukluğu: Endişe tek bir konuya bağlı değildir; sağlık, iş, aile gibi birden çok alana yayılır.
  • Sosyal kaygı bozukluğu: Değerlendirilme ve olumsuz yargılanma korkusu; topluluk önünde konuşma, tanışma, telefon açma gibi durumlardan kaçınma.
  • Özgül fobiler: Belirli bir nesne ya da duruma yönelik yoğun korku.
  • Panik bozukluk: Beklenmedik biçimde başlayan yoğun ataklar. Ayrıntılar panik atak sayfasında.
  • Ayrılık kaygısı: Bağlanılan kişiden ayrılmaya dair yoğun ve yaşa uygun olmayan kaygı.

Kaygıyı ayakta tutan döngü

Kaygı bozukluklarının çoğunda aynı mekanizma işler. Kişi kaygı uyandıran durumdan kaçınır; kaçınma kısa vadede rahatlatır. Ancak bu rahatlama, “kaçındığım için kötü bir şey olmadı” çıkarımını güçlendirir ve bir sonraki karşılaşmada kaygı daha yüksek başlar. Kaçınma büyüdükçe yaşam alanı daralır.

Aynı işlevi gören ama fark edilmesi daha zor davranışlar da vardır: yanında ilaç taşımak, çıkışa yakın oturmak, bir yakınından sürekli güvence istemek. Bunlara güvenlik davranışları denir ve iyileşmeyi yavaşlatırlar.

Terapide ne çalışılır?

  • Psikoeğitim: Kaygının bedende nasıl çalıştığının anlaşılması. “Bir şeyim var” yorumu bu bilgiyle zayıflar.
  • Bilişsel çalışma: Felaketleştirici düşüncelerin yakalanması ve kanıtlarıyla değerlendirilmesi.
  • Kademeli maruz bırakma: Kaçınılan durumlara planlı ve kontrollü biçimde geri dönülmesi. Döngüyü kıran temel müdahaledir.
  • Güvenlik davranışlarının bırakılması: Kademeli olarak ve kişinin hızında.
  • Beceri kazanımı: Nefes düzenleme, gevşeme, dikkat yönlendirme, belirsizliğe tahammül çalışması.

Kaygı bozukluklarında bilişsel davranışçı terapi en geniş araştırma desteğine sahip yaklaşımlardan biridir. Görüşmeler yetişkin bireysel terapi çerçevesinde yürütülür.

Sık sorulan sorular

Kaygım hep olacak mı?

Kaygının tümüyle ortadan kalkması hedef değildir; kaygı işlevsel bir duygudur. Hedef, kaygının yaşamı yönetmeyi bırakmasıdır.

Bedensel belirtilerim var, önce doktora mı gitmeliyim?

Çarpıntı, nefes darlığı gibi belirtiler tıbbi durumlarla karışabilir. Terapiye başlamadan önce hekim değerlendirmesiyle bedensel bir nedenin dışlanmış olması yerinde olur.

İlaç kullanmam gerekir mi?

Hafif ve orta düzeyde tablolarda psikoterapi tek başına yeterli olabilir. İlaç kararı hekime aittir; psikolog ilaç önermez.

Ne kadar sürede sonuç alınır?

Tek bir odakla çalışılan süreçler daha kısa sürebilir; yaygın ve uzun süredir devam eden tablolar daha uzun bir çalışma gerektirir. Kesin süre ya da sonuç garantisi verilemez.

Görüşme talebi ve bilgi için

Uzm. Klinik Psikolog Sevgi Okutan

0532 519 80 10

Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ya da tedavi yerine geçmez. Tanı yalnızca yüz yüze klinik değerlendirmeyle konulabilir. Acil bir durumda 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayabilir ya da en yakın acil servise başvurabilirsiniz.